sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ağustos 2018

EVDE AYAK BURKULMASI TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

Evde ayak burkulması için tedavi yöntemleri. Ayak burkulmanıza ilk yardımınızı kendiniz yapın. İşte ayak burkulmasına iyi gelecek yöntemler...


Öncelikle burkulmanın boyutu önemlidir eğer ;


-Şiddetli ağrı
-Şişme
-Kızarıklık (birkaç gün sonra morarma)
-Dokununca hassasiyet
-Ağırlık verirken ağrı ve üzerine basamama


Bu belirtilerden herhangi biri varsa, mutlaka doktora başvurun.


Eğer sadece yumuşak doku ödemi veya az ağrılı bir durumsa, bu yöntemler ayak burkulma sorununuza iyi gelebilir.


Buz yöntemi


Buz, burkulmada kullanılan en basit ve en etkili çözümlerden biridir. Buz torbası ya da dondurulmuş sebze torbası etkilenen bölgeye doğru bir beze sarılarak 10 dakika boyunca uygulanabilir.3 gün boyunca her gün sık sık uygulanabilir. Buz, soğuk kan damarlarını daraltır ve böylece ağrı, şişlik ve kanamanın azalmasına yardımcı olur. Damar hastalıkları ve diyabet kişiler buz uygulaması yapmadan önce doktorlarına danışmalıdır.


Sıkıştırma yöntemi


Sıkıştırma ile şişlikler engellenebilir. Elastik bandajlar ile çok fazla sıkıştırmadan  burkulan bölge sarılır. Çok sıkı bandajlar kan akışını kısıtlar ve alanın şişmesine neden olabilir. Yatmadan önce bandaj çıkarılmalıdır.


Yüksekte tutmak


Yaralı bölge yüksekte tutularak olası şişlikler azaltılabilir. Ayak bileğindeki yaralanmalar için ayağın altına bir yastık konabilir. Yüksekte tutulduğunda bölgede kan birikimi az olacağı için burkulan yer daha az şişer. 


Soğan yöntemi


1 adet kuru soğanı parçalayarak, 2 bardak zeytinyağının içine koyun. Soğanı yumuşayana kadar pişirin. Temiz bir bezin üzerine koyduğunuz karışımı burkulan yere sarın.Soğan uygulaması iyileşme sürecini hızlandırmaya yardımcı olur.


Maydanoz yöntemi


Maydanoz ezilerek lapa haline getirilir. Buzdolabında bir süre bekletilir. Ardından soğuk kompres olarak burkulan alana uygulanır. Ağrının yanı sıra olası iltihabın azalmasına da yardımcı olur.


Sabun yöntemi


Kullanılmamış yarım kalıp sabunu 1 bardak alkolle karıştırın. Merhem kıvamına geldiğinde bir beze koyarak, burkulan ayağınıza sarın.


Zeytinyağı yöntemi 


Unu ve zeytinyağını yoğurarak lapa kıvamına getiriyorsunuz ve burkulan bölgeye hazırladığınız lapa ile yavaş yavaş masaj yapıyorsunuzBu yöntem ağrılarınızın kısa sürede geçmesine yardımcı olur. 


Zeytin yöntemi


Zeytin ile de ayak burkulmasına bitkisel tedavi uygulayabilirsiniz. Zeytin, tuz, soğan ve sarımsağı ezin, burkulan alana sarın. Kokudan rahatsız olma ihtimalinizden dolayı bu işlemi gece yatarken yapmanız daha iyi olacaktır. 

17 Mart 2018

EVDE BOĞAZ AĞRISI TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

Hava sıcaklıklarında değişiklik yaşandığını belirten KBB Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mustafa Avcu, çevrenin de etkisiyle boğazda viral ya da bakteriyel enfeksiyonlara sebep olabileceğini ifade etti.

EVDE BOĞAZ AĞRISI TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?


Çoğu boğaz ağrısının ilaç gerektirmediğine vurgu yapan Avcu, ağrı ve tahrişi gidermek için evde uygulanabilecek tedavilerle ilgili şu bilgileri verdi: "Yüzyıllardır bilinen bu uygulamaların etkinliği güncel bilimsel çalışmalarla da saptanmıştır. Nane, papatya, hatmi çiçeği ve kökü, meyan kökü, çemen, karaağaç kabuğunun suda dinlendirildikten sonra ortaya çıkan çözeltisi veya çayı, gargara olarak veya içilerek ağrı, öksürüğe faydalı olduğu, nefesi açtığı bilinmektedir. Bir su bardağı ılık suya atılan bir çay kaşığı tuz ve yarım çay kaşığı kabartma tozu ile hazırlanan tuzlu su, gargara için antiseptik özellik taşır. Ağrı ve öksürüğe faydalıdır. Ayrıca bol sıvı gıda, bol sebze meyve tüketilmeli, istirahat edilmeli, bulunulan ortam nemlendirilmeli ve havalandırılmalı."

BOĞAZ AĞRISI 3 GÜNDE GEÇMİYORSA DOKTORA GİDİLMELİ


Avcu, eczanelerden reçetesiz de temin edilebilen ağrı kesici, ateş düşürücü, öksürük şurubu, gargara, boğaz spreyi ve pastillerin boğaz ağrısı tedavisinde kullanılabildiğini ancak üç günden fazla geçmeyen ve şiddetlenen ağrılarda mutlaka hekime başvurulması gerektiğini kaydetti.

A.A

30 Aralık 2017

GÖZ ALTI LEKELERİNE DOGAL ÇÖZÜM NEDİR?

 
Göz altı lekelerine dogal çözüm nedir?Göz altı halkaları nasıl geçer: Göz altı halkalarına bitkisel çözüm

Göz altı morarmaları vücut susuz kaldığında çok daha fazla belirginleşir, bu nedenle günde en az 1.5 – 2 lt su içmeye özen gösterin, yaklaşık 7 su bardağı kadar diyebiliriz.

Göz altı morarmalarına çözüm olarak aktarlardan kolaylıkla bulabileceğiniz üzüm çekirdeği yağı da etkili olabilir, herhangi bir aktardan satın alabilirsiniz. Gün içinde sürebilirsiniz.

Kivi kabuğu da göz altı morlukları için etkili olabilmektedir, kivi kabuğunun ıslak tarafını gözünüzün altında bir müddet bekletebilirsiniz.

Diğer bir doğal yöntem ise incirdir, inciri ikiye bölerek her iki gözünüzün üstüne koyarak 15 dakika kadar bekletip çözüm olmasını bekleyin.

C Vitaminleri göz altı kararmalarına iyi gelir, bu nedenle c vitamini alabileceğiniz portakal gibi meyveleri bol bol tüketmenizi tavsiye ederiz.

Diğer çözüm önerilerimiz.

1.) Sıcak masaj

– Göz altlarındaki siyahlıklardan kurtulmak için sıcak masaj yapılması önerilir. Sıcaklık gözlerdeki olası şişliklerin azaltılmasına yardımcı olur.

– Temiz bir havlu ısıtılır. Ardından gözlere kompres olarak uygulanır. 15 dakika kadar gözlerde bekletilmesi önerilir. Uygulama gün içerisinde birkaç kez düzenli olarak yapılmalıdır.

2.) Göz altı morlukları için soğuk su

– Sıcak uygulamaları kadar soğuk uygulamalar da göz altındaki koyulukların ve siyahlıkların azaltılmasına yardımcı olur. Kılcal damarların normalleşmesini sağlarken aynı zamanda kan akışını dengeler.

– Soğuk su poşeti ya da soğutulmuş havlu gözlere kompres olarak uygulanabilir. Gün içerisinde birkaç kez tekrar edilmesi gerekir.

3.) Göz altı lekeleri için maske: Limon

– Limon C vitamini açısından son derece zengin bir besindir. Bu içeriği ile gözlerdeki koyulukların azaltılmasına yardımcı olabilir. Ciltteki kolajen üretimini artırdığı için cilt sağlığının korunmasına yardımcı olur.

– Limon suyu ile su karıştırılır. Ardından koyulukların üzerine pamuk yardımı ile uygulanır. Bir süre bekletilir ve soğuk su ile durulanır. Bu uygulama günde birkaç kez düzenli olarak yapılmalıdır.

4.) Göz altı koyuluğu için maske: Yulaf ezmesi

– Yulaf ezmesi ciltteki kaşıntı ve ölü derilerden kurtulmak için kullanılır. Aynı zamanda şişlikleri ve iltihabı da azaltır.


– Bir kase sıcak suyun içerisine yulaf ezmesi eklenir. Yaklaşık 30 dakika kadar bekletilir. Ardından süzülür ve içerisine badem yağı eklenerek hamur kıvamına getirilir. Elde edilen hamur cilde uygulanır. 20 dakika kadar bekletildikten sonra alan ılık su ile durulanır.

5.) Göz altı halkalarına çözüm: Patates maskesi

– Patates suyu ya da patates püresi göz altlarına doğrudan uygulanabilir. Bir süre bekletilir ve soğuk su ile durulanır. Antioksidanlar açısından zengin olan patates cilt yapısının kendini yenilemesine yardımcı olur ve olası iltihabı azaltır.

6.) Göz altı halkalarına ne iyi gelir: Salatalık

– Salatalık da patates gibi oldukça etkili bir besindir. İçerdiği enzimler ile cildi besler ve nemlendirir. Aynı zamanda cilt yapısının güçlenmesini sağlar. Gözlerdeki koyulukların azaltılması için düzenli olarak kullanılabilir.

– Biraz salatalık suyu ya da salatalık püresi gözlere uygulanır. 10 ya da 15 dakika kadar beklendikten sonra ılık su ile durulanır. Uygulama haftada birkaç kez yapılmalıdır.

 7.) Göz altı halkaları için ne yapmalı: Baş pozisyonunu yükseltmek

– Yatarken 2 yastık kullanılması önerilir. Bu şekilde göz bölgesine kan akışının birikmesi engellenir. Bu da gözlerde koyuluk ve siyahlaşma olmasını engeller.

8.) Pancar

– Pancar da göz altındaki koyulukların azaltılmasında son derece etkili bir çözümdür.

– Bir adet pancarın suyu sıkılır. Bu su pamuk yardımı ile gözlere uygulanır. Yaklaşık 20 dakika kadar bekletilir. Daha sonra ılık su ile durulanır.

– Uygulama günde 2 kez düzenli olarak yapılabilir.

9.) Çay poşetleri

– Çay poşetleri da göz altındaki koyuluklar ve şişlikler için önerilen etkili çözümlerden biridir. Olası ağrıları ve iltihabı azaltır. İçerisindeki tanen ile son derece etkilidir.

– Çay 5 dakika boyunca demlenir. Ardından süzülür ve fazla suyu sıkılır. Çay poşeti göz altına kompres olarak uygulanır. 15 dakika kadar bekletilmesi önerilir. Daha sonra alan ılık su ile durulanır. Uygulama günde birkaç kez düzenli olarak yapılabilir.

10.) Ispanak

– Ispanak K vitamini açısından son derece zengindir. Bu içeriği ile göz altındaki kılcal damarların görünümünü düzeltir. Ağrı ve koyulukların azaltılmasını sağlar.

– Ispanak beslenme düzenine mutlaka eklenmelidir. Yemek şeklinde ya da salatalara eklenerek tüketilebilir.

– Alternatif olarak ıspanak yaprakları ezilir ve hamur kıvamına getirildikten sonra etkilenen alana uygulanır. Bir süre bekletilir ve ılık su ile durulanır.

NANE LİMON NASIL HAZIRLANIR?

 
Kışın soğuk algınlığına en iyi gelen içeceklerden biri nane limondur.Nane Limon halk arasında oldukça yaygın olarak bilinen, özellikle kış aylarında sıcak tüketilen bir içecektir. Nane-Limon adından da anlaşılacağı üzere nane, limon ve su ile yapılır. Yapım aşamasında genellikle kuru nane kullanılır. Fakat taze nane çok daha etkilidir.

Öncelikle, bir cezvenin veya özdeşi görevde bir mutfak gerecinin içine 1,5 ile 3 tatlı kaşığı kuru nane eklenir; fakat ideal olanı 2 tatlı kaşığıdır. Daha sonra 1 adet limonun yarısı, olabildiğince küçük parçalara ayrılır. Örneğin, bir limonun yarısı 6-7 parçaya bölünebilir. Bölünen bu parçalar da önceden nane eklenmiş cezvenin içine ilave edilir. Burada önemli olan nokta limonun kabuğu ile birlikte cezvenin içerisine konulmasıdır ve tabi ki önceden çok iyi yıkanmış olması gerekmektedir. Son olarak cezvenin içine 300-350 ml (yaklaşık 1,5 su bardağı) su eklenir ve kaynatılır. Kaynadıktan sonra kısık ateşte 3-5 dakika arası ocakta bekletilir. Süzgeç ile süzülerek fincana koyulup tüketilir. Kuru nane yerine taze nane kullanmak isterseniz 1,5 ile 3 tatlı kaşığı kuru nane yerine orta boyda 8-12 yaprak arası taze nane kullanabilirsiniz. Daha keskin koku ve daha keskin bir tat elde edeceksiniz.

Nane-Limon çayına az miktarda şeker atılabilir. Bunun yanı sıra, kış aylarında hastalıklardan korunmak için çayın içerisine 1 çay kaşığı bal ilave edilip karıştırılabilir. Bunun yanı sıra özellikle 1/4 çay kaşığı karabiber eklenebilir. Karabiber tat açısından çok iyi sonuçlar vermeyebilir fakat güç verir ve vücut direncini sağlamlaştırır.

Nane-Limon kesinlikle sıcak, anlık tüketilmeli önceden yapılmış veya soğuk bir nane-limon çayının etkisi çok da fazla olmayacaktır. Bilinen ve bilinmeyen özellikleri ile nane-limon çayının faydalarını şu şekilde sıralayabiliriz:

– Nane-limonun en önemli özelliği soğuk algınlığına iyi gelmesidir.
– Güç verir, zihni açar ve zayıflamak için tüketilebilir.
– Sindirime yardımcı olur, antiseptiktir, cilde iyi gelir.
– Zihinsel yorgunluğu alır, mideyi rahatlatır.
– Yüksek miktarda C Vitamini içerir.

Hasta olmayı beklemeyin, kısa bir sürede hazırlanabilen nane-limon çayından haftada 2-3 fincan tüketin, hastalıklardan, soğuk algınlığından korunun…

26 Şubat 2017

TOK TUTAN YİYECEKLER NELER?


Bu fazla kilolardan kurtulmak, özellikle yemek yemeyi keyif olarak görenler için pek kolay değil ancak kilo vermek için yine gıdalardan yardım alabilirsiniz.

Bazı yiyecekler diğerlerinden farklı olarak yemek sonrası tokluk hissini uzatarak gün boyu aldığınız kaloriyi kontrol edebilmenizi ve yaptığınız diyet programına sadık kalabilmenizi sağlayabilir.

Tokluk süresini uzatabilmek için elma, yeşil sebzeler, yulaf gibi yavaş sindirilen lif bakımından zengin gıdaları tüketebilirsiniz.

Tok Tutan Besinler

Elma: Vitamin ve mineral bakımından zengin olan elma aynı zamanda lifli yapısı nedeniyle tokluk hissini uzatır ve düşük kalorilidir.

Kan glikoz seviyesini düzenleyerek enerji veren elma özellikle egzersiz sonrası kaybedilen enerjiyi geri almanıza yardımcı olabilir.

Salata: Marul, lahana, kereviz, salatalık ve diğer yeşil yapraklı sebzeler diyet programınızda size avantaj sağlayabilir. Bu sebzelerin sindirimi yavaştır ve yedikten sonra midenizi uzun süre dolu hissedebilirsiniz.

Kilo vermenize yardımcı olması için yemeklerden önce bir büyük kase salata tüketin. Yüksek kalorili salata sosları yerine limon veya sirke kullanabilirsiniz.



Yulaf Ezmesi: Yulaf ezmesi sizi daha uzun süre tok tutar.

Yulaf ezmesi içinde bulunan karbonhidratların vücut tarafından yakılması daha uzun sürer ve diğer öğüne kadar gereken enerjiyi sağlar.

Glisemik indeksi düşük olan ancak besin değeri bakımından zengin olan yulaf ezmesi açlık hormonu “ghrelin”i baskılar.

Yeşil Çay: Öğünler arasında içeceğiniz 1 bardak yeşil çay açlık hissini bastırmanıza yardımcı olabilir.

İyi bir antioksidan olan yeşil çay aynı zamanda metabolizmayı hızlandırarak gün içinde daha fazla kalori yakmanızı sağlar.

Protein: Sadece karbonhidrat tüketmek yağ hücrelerinde aşırı enerji depolanmasına dolayısıyla vücutta yağ kütlesi artmasına neden olurken, protein karbonhidratın vücut tarafından emilme hızını yavaşlatır.

Balık ve deniz ürünleri, yağsız et, yumurta ve tavuk eti gibi kaliteli protein kaynakları sizi daha uzun süre tok tutar ve gün içinde gereken enerjiyi sağlar.

Baharat: Baharatlı gıdalar tokluk üzerinde iki şekilde etkilidir; birincisi baharatlı gıdalar masaya oturduğunuzda daha az yemek yemenizi sağlar, ikincisi ise hararet yaptığı için daha fazla su içmenize dolayısıyla midenizin dolmasına neden olur.

Eğer midenizde herhangi bir sorun yoksa yemeklerde kullandığınız baharatı arttırarak tokluk hissini uzatabilirsiniz.

Açlığı Bastırmak İçin Diğer Öneriler

Her öğünde, özellikle kahvaltıda protein bakımından zengin gıdalar tüketin. İyi bir kahvaltı sizi gün boyu tok tutabilir.

Yumurta, organik yoğurt veya süzme peynir gibi kaliteli protein kaynaklarını kahvaltınızda kullanabilirsiniz.

Kraker, cips, nişastalı gıdalar gibi rafine karbonhidratları tüketmekten kaçının.

Düzenli uyuyun. Uykunuzu alamazsanız enerjiniz düştüğü için daha çok aç hissedersiniz.

25 Şubat 2017

BALIK YEMENİN FAYDALARI NELER?

 
Balık yemenin faydaları neler?Cildin erken yaşlanmasını, saçların kurumasını ve yıpranmasını önlüyor… Bağışıklık sistemini güçlendiriyor… Zihni açarak unutkanlığa karşı etkili oluyor… Keskin gözler için de birebir.


Vücudun solunum ile sindirim gibi yaşamsal faaliyetlerinin devamlılığını sağlayan proteinden zengin olan balık, bağışıklık sistemini destekleyen ve göz sağlığını koruyan A vitamini, kalsiyumun kemiklere yerleşmesini sağlayan D vitamini ile kanın pıhtılaşmasında görevli K vitamini de içeriyor. Balık bu vitaminlere ek olarak B gurubu vitaminleri B6 ve B12 yönünden de zengin. Ayrıca iyot, selenyum, magnezyum, fosfor ve çinko mineralleri açısından iyi bir kaynak olarak biliniyor.

Aynı zamanda omega 3 yağ asitlerinin en önemli kaynağı. Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Öçal, bu zengin içeriği nedeniyle balığı soframızdan eksik etmememiz gerektiğine dikkat çekerek, “Ancak balığı kızartmak hem besin değerinin azalmasına hem de kanserojen maddelerin oluşmasına neden olacağı için ızgara, fırında veya buharda pişirerek tüketmenizde fayda var” diyor.

Öçal, balığın sağlık ve güzellik üzerindeki 12 önemli faydasını şöyle sıralıyor:


Bağışıklık sistemini güçlendiriyor: İçeriğindeki çoklu doymamış yağ asitleri kolon, prostat ve meme kanseri gibi kanser türlerine karşı koruyucu etki gösteriyor. Omega 3’ler antiinflamatuar özelliğe sahip oluyor. Yani vücudun virüs, bakteri, parazit gibi enfeksiyonlara karşı direncini arttırarak bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Dolayısıyla kış mevsiminde gripten korunmada da etkili oluyor.


Cildin yaşlanmasını geciktiriyor: Balık protein açısından oldukça zengin bir kaynak. İçerdiği protein sayesinde cilde esneklik sağlayan kolajen dokusunu destekleyerek yaşlanmaya karşı direnci arttırıyor. Hem kolajen dokusunu desteklemesi hem de hücre yapısını koruması sayesinde kırışıkların oluşumunu azaltmaya ve cildin yaşlanmasını geciktirmeye yardımcı oluyor. Bunun yanı sıra güneşin zararlı ışınlarına karşı cildin bağışıklık sistemini destekleyerek UV ışınlarına karşı koruyucu kalkan oluşturuyor.


Saçların canlanmasını sağlıyor: Balık hem içerdiği protein hem vitamin ile mineraller sayesinde saçların uzamasını kolaylaştırıyor ve saçları güçlendiriyor. Ayrıca içerdiği omega 3 yağ asitleri sayesinde saçların kurumasını ve yıpranmasını önleyerek canlı ve parlak görünüme sahip olmalarını sağlıyor.


Diyabet riskini düşürüyor: Balık içeriğindeki çoklu doymamış yağ asitleri sayesinde, diyabeti olmayan kişilerde insülin direncini azaltarak diyabet görülme riskini azaltıyor. Diyabet hastalarında da inflamasyon (iltihap) görülme olasılığını düşürüyor.


Kalp ve damar hastalıklarından koruyor: Çalışmalar, balık tüketimindeki her 20 gramlık artışın kalp damar hastalıklarının oluşma riskini yüzde 7 oranında azalttığını gösteriyor. İçerdiği EPA (eikosapantoenoik) ve DHA (dokosaheksaenoik asit) sayesinde özellikle kötü kolesterol LDL’nin düşmesini sağlayarak, damarlarda pıhtı oluşmasını ve buna bağlı gelişen felç riskini önlüyor.


Unutkanlığı önlemede yardımcı: Beyin yapısının yüzde 60’ı yağlardan oluşuyor. Balık beynin gri bölgesinde bulunan yağ asidi olan dokosaheksaenoik asit (DHA) kaynağı. DHA beyin sinyallerinin iletimi için gerekli olan beyin hücre zarları için yaşamsal önem taşıyor. Omega 3 yağ asitleri özellikle DHA beyin hücreleri arasındaki iletişimi artırıyor. Bu şekilde unutkanlık, bunama ve diğer nörolojik hastalıklara karşı koruyucu olabiliyor. Ayrıca balıkta bulunan DHA sayesinde özellikle çocuklarda dikkat eksikliği, konsantrasyon bozukluğu gibi durumların giderildiği, okuma becerilerinde de artış sağlandığı belirtiliyor.


Depresyondan korunmada etkili: Vücudumuzdaki tüm hücre zarlarının yapısı yağ asitlerinden oluşuyor. Bu yağ asitlerinin büyük çoğunluğu ise omega 3 yağ asitleridir. Serotonin, dopamin, noradrenalin gibi kimyasallar beyindeki sinir hücreleri arasındaki iletişimden sorumlu maddeler. Eğer iki sinir hücresinin birbiriyle bağlantı kurduğu noktada sinir iletiminde bozukluk yaşanırsa kişinin duygusal durumunda da bozulmalar meydana gelebiliyor. Bu kimyasalların dengesindeki bozulmanın, özellikle de serotonin azalmasının depresyon belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olduğu düşünülüyor. Çoklu doymamış yağ asitleri vücuttaki diğer hücre zarlarının yapısında olduğu gibi, beyin hücre zarlarının yapısında da bulunuyor. Bu yüzden eksikliği de hücre membran (zar) yapısında bozulmalara neden olarak, sinir iletiminde aksamalara sebebiyet verebiliyor. Depresyondan korunmada haftada 2-3 gün balık tüketmek oldukça önem taşıyor.

17 Ocak 2017

YEMEKOLİZİM NEDİR?

 
"Yemekolizim nedir? Yemekolizim tedavisi nedir? “Yemek yemeği çok seviyorum” deyip sürekli bir şeyler yiyenler dikkat! Yrd. Doç. Dr. Funda Şensoy’a göre, alkolizmden bile daha tehlikeli bir bağımlılıkla, "yemekolizm" ile karşı karşıya olabilirsiniz. Üstelik sadece diyet yapmak sizi bu sorundan kurtaramayabilir.

Açlık ya da tokluğu gösteren bedensel uyarılara aldırış etmeden yemek, yemekolizm olarak nitelendiriliyor.

Yemekolizmin yarattığı bağımlılığa dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Funda Şensoy, bunun en tehlikeli bağımlılık türü olduğunu söyledi.

“Tıpkı bir madde bağımlısının kendisini iyi hissetmek için bağımlısı olduğu maddeyi kullanması gibi, bedeni ve kilosu ile barışık olmayan insan da beslenmek için değil, kendisini iyi hissetmek için yer” diyen Şensoy, “Yemekolizm, insan ruhunun hastalığıdır ve tek başına diyet ile sorun çözülemez” ifadesini kullandı.

Yemekolizm tedavisinin alkol ve diğer madde bağımlılıklarından çok daha zor olduğunu aktaran ve “Yara bandı nasıl üstünü örttüğü yarayı iyileştirmezse, diyetlerde altta yatan acıları ve incinmeleri yok edemez” diyen Şensoy, “Çünkü bağımlısı olduğunuz diğer maddeleri bırakabilirsiniz. Ama yiyecekten tümüyle vazgeçmek olası değildir ve olanaksızdır da” şeklinde konuştu.

YEMEKOLİZM ÇOK HIZLI İLERLER


Şensoy, yemekolizmin kişinin psikolojisini ve yaşam şeklini nasıl etkilediğini ise şöyle anlattı: “Yemekolik kendini güçsüz hisseder. Yiyecek ondan güçlüdür. Çünkü onu kontrol altına almıştır; çok yese de az yese de... Yemekoliklik çok acı verici ve yüzeyden bakıldığında, insanın kendi kendini mahvettiği bir etkinliktir. Yemekoliklik semptomu çok hızlı gelişir ve insanı acı verecek kadar sarar.

YEMEKOLİKLİK NEDİR?


- Fiziksel bakımdan acıkmadan yemek,
- ya diyet yapmanın ya da tıka basa yemenin gizlediği, yiyecek karşısında kontrolün kaybedildiği duygusu,
- Zamanın çoğunu yemek ve şişmanlık hakkında düşünüp, kaygılanmakla geçirmek,
- Kişinin vücuduyla ilgili kötü şeyler hissetmesi.

Bedenin hapsinden kurtulmak için düşüncelerin hapsinden kurtulmak gerekiyor. Tedavi için önce teşhis gereklidir. Kilo, sorunlarınızın bir sonucudur, sorunlarınızın nedeni değil.”


YEMEKOLİZMDEN KURTULMAK İÇİN NELER YAPILMALI?


Yemekolizmi durdurmak için atılması gereken ilk adımın; kişinin kendisine gerçekten aç olup olmadığını sorması olduğunu söyleyen Şensoy, yemekolizmden kurtulmak için yapılması gerekenleri, “Kendinize sorduğunuz bu sorunun cevabı ‘hayır’ ise yapılması gereken bir bardak su içmektir. Cevap ‘evet’ ise bekleyip ne kadar aç olduğunuzu değerlendirmektir. Açlık krizlerini değerlendirmek önemlidir. Yemekolizm ile başa çıkmak için bir yemek günlüğü tutulmalı, ne zaman ve ne yenildiği ile beraber, yeme isteği sırasındaki duygu da yazılmalıdır. Duyguların ve düşüncelerin rahatça yazıya dökülebileceği bir zaman dilimi ayrılmalıdır” şeklinde özetledi.

Kaynak:Ntv sağlık